rss search

next page next page close

Twinning 2015 (Almanya) – Damla’nın kaleminden

Twinning 2015 (Almanya) – Damla’nın kaleminden

Sevgili Emsai Okurlar,

Eminim birçoğunuz bu yazıyı okumaya başladığında giriş cümlemi bir yerden hatırlayacaksınızdır. Buradan bu “Emsai Okurlar” girişim için şuanda okulumuzda 6. Sınıfta okuyan ve önceden EMSA-Yeditepe Lokal Koordinatörümüz olan Burcu Avanoğlu’ ya ve ayrıyeten bana bu güzel EMSA-Yeditepe Blog sayfasında yer veren eski başkanımız ve gene bir 6. Sınıf öğrencisi olan Emine Şenkal’a teşekkürlerimi ve sevgilerimi iletmek istiyorum. (more…)


next page next page close

Let’s Get It Started !

Let’s Get It Started !

Herkese merhaba !
EMSA Yeditepe olarak yepyeni bir döneme yepyeni üyelerimizle başladık. Her sene katlanarak artan EMSA aile üyelerimiz ve coşkumuz bu yıl daha sene başından zirvesini yaşamaya başladı. Birçok yeni , istekli ve çalışkan EMSAi’yi aramıza kattıktan ve işleri yoluna koyduktan sonra , seneye yüksek bir enerjiyle başlamak aynı zamanda EMSA olarak birbirimizi daha iyi tanımak ve kaynaşmak adına geleneksel EMSA yemeğimizi gerçekleştirdik.

Bu yemeğin en anlamlı parçalarından biri de birkaç jenerasyonun bir arada bulunmasıydı ki bu EMSA inancımızın temelini oluşturan şey.  “Kocaman bir aileyiz.” derken yanılmadığımızı anlamış olduk.  Bağlarımızı hala koparmadığımızı, yeni bağlara ne kadar açık olduğumuzu , hala birbirimizle dayanışma halinde olduğumuzu gördük. Aramızda olamayanlar da vardı ama eminim ki onlar da bizim gibi bu ruhu yaşıyorlar.

Hazır EMSA ruhundan konu açılmışken, çiçeği burnunda üyelerimize de bir hoş geldin konuşması yapalım …

Welcome to the Blue Spirit ! Sayısız insanla tanışacağınız, tarifsiz bağlar kuracağınız, birçok yer gezip birçok kültür göreceğiniz, yeni fikirler üretip  yeni insanlarla paylaşacağınız, farklı sorumluluklar alıp farklı çözüm yolları bulacağınız ,bilmediğiniz yeteneklerinizi, fark etmediğiniz özelliklerinizi, kısacası kendinizi keşfedeceğiniz ve inanılmaz fırsatlara sahip olacağınız EMSA dünyasına hepiniz hoşgeldiniz.  Sizin heyecanınıza, azminize, taze beyinlerinize , yaratıcı fikirlerinize ve sevginize ihtiyacımız var.

Hayatınıza katacağınız renkleri görmek için sabırsızlanıyoruz.

I Love EMSA !

İrem Nur Kiraz

EMSA Yeditepe Başkanı  2014-2015

photo

 


next page next page close

Neden EMSA? Cunku iyiki dogdum :)

Neden EMSA? Cunku iyiki dogdum :)

Dün(18.11.2014) EMSA-Yeditepe’nin tanışma yemeği vardı. Ben birazcık geç kaldım, malum TUS senesi bu sene, ders çalışmayı erkenden bırakıp da evden çıkmaya vicdanım el vermedi açıkçası. 1 saatlik bir gecikme sonucunda ulaştım Thales’e. Girer girmez balkonda yeni-eski bir sürü EMSAi gördüm. EMSA-Yeditepe’de en aktif olduğumuz dönemlerde bile, bu kadar heyecanlandığımı hiç hatırlamıyorum. 6 senedir bu işin içindeyiz ve üç-dört kişiyle başlayan bu ekip yıllar içinde gelişti, büyüdü, güçlendi. Evet, kabul ediyorum, duygusallığımın altında, dün bir yaş daha yaşlanmış olmamın da etkisi büyüktür:))

(more…)


next page next page close
thumbnail zoom
next page next page close
thumbnail AMEE 2014 programı açıklandı! zoom
next page next page close

EMSA -Yeditepe 2013/2014 Seçimleri

EMSA -Yeditepe 2013/2014 Seçimleri

 

999298_552801121459730_1282297588_n

 

 

Herkese merhaba:)

Bize kısa geldiğini hissettiğimiz 3 aylık yaz tatili sonunda eğitim yuvamıza(!) döndük. Bizim için sakin geçen bu süre Emsa-Yeditepe için oldukça hareketliydi. Yeditepe’nin ev sahipliğinde gerçekleşen TCE, yerli-yabancı trainer be katılımcılar eşliğinde eğitim ile eğlenceyi birleştiren bir proje olarak etkinliğini gösterdi. Devam eden süreçte bu yıl ev sahipliğini Lizbon’un üstlendiği GA (General Assembly) ve Prag’da düzenlenen AMEE(Association for Medical Education in Europe) vardı. Birçoğumuz orada olamasakta o dönemdeki başkanımız Emine tarafından temsil edildik 😉

Devamında okul açıldı ve Emsa-Yeditepe yeni katılımcılarına kendini tanıtmak amacıyla tıp 1.sınıflara tanıtımlarına başladı. Pillarlar tanıtılıp projelerden bahsedildikten sonra görevlendirilmeler için geleneksel seçim günü geldi çattı. Daha çok tıp2 öğrencilerinin oluşturduğu görevlerde adaylığını koyan tek 1.sınıf öğrencisi olan Umut Koç arkadaşımız seçimleri kazanarak Medical Education Pillar ının koordinatörü oldu. Onu birkez de burdan göstermiş olduğu cesaret ve gayretinden dolayı tebrik etmek istiyorum. (Sonuçta geçen yıl bende aynı durumu yaşamıştım, o heyecanı iyi bilirim  Umutcum 🙂 )

Bunun dışında yeni başkanımız Meriç başta olmak üzere görev alan tüm arkadaşlarım;

Secretary General: R.Büşra Usta
VPE: Emir Şenocak
Treasurer: Berk Gürsoy
European Integretion Coordinator: Ceren Dalkıran
Medical Ethics and Culture Coordinator: O.Ufuk Tipi
Medical Science Coordinator: Pınar Ziyadanoğlu
Public Health Coordinator: Zeynepgül İnkaya’

yı kutluyor(kendim kendimi de kutluyorum:D ), eğlence ve başarı ile dolu bir yıl geçirmemizi diliyorum.

Aramıza yeni katılan tüm Emsai’ler,

EMSA ailesine hoşgeldiniz!

Gizem Gürbüz
EMSA-Yeditepe Vice President on Internal Affairs 2013/14


next page next page close

TCE 2013- Memorabilia from Goran Stevanovski

TCE 2013- Memorabilia from Goran Stevanovski

 

Only those who never attended an international event before don’t know the importance and the value of these events. The knowledge, the friendships, the laughter     are transmitted in such a unique way that it’s made impossible to forget the things you    come across while being there. I’m glad to say that as EMSAi we have this opportunity,    at least a couple of times per year. This year TCE, held annually in Yeditepe University   was a once in a lifetime experience. As a participant in both TNT and T4E I spent almost   ten days in the beautiful Yeditepe University campus, where I had the pleasure to meet   a lot of enthusiastic and highly motivated people willing to hang out and work on their     skills in order to improve themselves both personally and professionally. The TCE   journey challenged me on so many levels and brought up the best in me.64723_517233625015954_1602713239_n First as a   trainee I had the enjoyment to learn from four amazing and creative trainers who, in an outstanding way taught us what it means to be a trainer in the very few days we had. In     the second part, the T4E, we were given the opportunity to show what we learned and  be trainers ourselves. That way, we got the first hand experience on how the training   sessions affect people and we got to see how awesome this task is

 

969793_517197375019579_2073801684_nEven though we had a pretty tight agenda, the OC always managed to find time for us to see Istanbul even though getting from one side of the city to the other usually takes hours and hours (it is HUGE). I have heard that the Turkish hospitality is amazing, but during my time there, the OC made sure that they proved to us how true this really was. They gave us the true Istanbul experience. And not just the social program, they were also there for every little thing we needed them. For example, on one of the training sessions we were in the need of a rope and a sword, so when I asked for those things I really did not expect for them to find us a sword. But when they did I knew that there are not a lot of things that this OC can’t do (really appreciated that guys =) )

526436_517239175015399_2070571192_n

In the end I want to say a few words about the friendships and about the bonds that were created here. I will never forget the people from the Duck generation and I do hope our paths would cross again in very near future. This event, like almost every international event, showed me the only downside of international organizations: you meet so many people that you grow to love and that become your family, but they are scattered all around Europe and you don’t get to see them nearly as often as you’d like. So you miss them dearly. Thank God for modern technology, right? =)

Goran Stevanovski

EMSA Trainer

European Integration Director in EMSA Macedonia 2012/2013

 


next page next page close

Dunya Kazan Burcu Kepce – Londra ve Zagreb

Dunya Kazan Burcu Kepce – Londra ve Zagreb

1017314_498249036934919_151414721_n


Sevgili Emsai okurlarim,

Boyle bir yazi dizisine basladigim icin cok mutluyum, oncelikle bana bu koseyi ayiran baskanim Emine Senkal’a icten minnetlerimi sunmak istiyorum huzurlarinizda. Emine sene icinde calismayip sadece yurtdisi aktivitelerine gelmek isteyen arkadaslarimiza hep der ki biz gezi kulubu degiliz! Emsaya yararli olmak isteyen gelsin. Evet emineye hep hak verirdim fakat, bu yaziyi yazmaya niyetlendikten sonra fikrim biraz da olsa degisti. Malum dunya kazan ben kepce gezmisim emsayla! O da yetmemis degerli Emsa uyeleri daha guzel gezsinler diye blogda yazi yazmaya karar vermisim! Velhasil sizlere simdiye kadarki yurtdisi deneyimlerimden bahsederek biraz fikir vermek istedim.

 

1.LONDRA – İNGİLTERE
Aah ah adi gibi guzel ve soguk bir sehir Londra. Tam dokuz sene onceydi gittigimde, lise hazirlikta cogu arkadasimin da yaptigi gibi cogu arkadasimla beraber dil okuluna gitmistik uc haftaligina. Beni yakinen taniyanlara sorarsaniz size hafizamin ne denli kotu1149070_498231686936654_2043133342_n oldgundan bahsedeceklerdir ki dun yedigimi dahi hatirlamakta zorlaniyorum nerde kalmis Londra’yla ilgili ayrintili bilgi vereyim. Yalniz bir iki sey var soyleyebilecegim. Birincisi hepimizin duydugu bir kalip vardir “London is always rainy” gercekten oyle ya! Boyle soguk ve yagmurlu bir baska avrupa sehrine henuz gitmedim, ama bir o kadar da asil bir yer Londra. Her yerinden kraliyet asaleti akiyor, gittigim sehirlerden ikisi cok ozeldir benim icin ve cok ozlerim, biri Londra! Henuz tekrar gitmek nasip olmadi ama insallah olur yakin zamanda. Londra dendiginde aklima gelen ikinci sey koskocaman lunaparki, ben diyim istanbul kadar siz deyin Turkiye kadar kocaman bir lunaparki vardi, Thorpe park, olur da Londra ya yolunuz duserse mutlaka ugrayin derim, ki benim icin bir sehire gidince oncelikle varsa buyuk lunaparki ikinci olarak da hayvanat bahcesi gezilmeli. Bizimkinden cok farkli oluyorlar. Uzatmayayim daha fazla ucuncu olarak tabiki London Eye !

551021_498231793603310_1263954956_n

O muazzam yapi! Bence hicbir seye benzemiyor , londra ve london eye asiklari alinmasinlar bana lutfen. Hatirladigim kadariyla pahaliydi da, yasim geregi mi bilinmez ki on dort yasindaydim o zaman dijital de degil fotograf makinem tabi, bi baktim eve gelince bastirdigimiz fotograflara sadece demir yigini gozukuyo baska da bir sey yok, ama bu kadar geldim binmezsem ölurum diyorsaniz, eh peki binin madem! Son olarak da basimdan gecen bir olayi anlatayim. Okul londranin disinda bir 969613_498231733603316_1508578723_nyerdeydi ama arada sirada londraya sehiz merkezine gidiyorduk, bu arada bi de turk bakkal kesfetmistik ki degmeyin keyfimize, her neyse. Yine gunlerden bir gun indik sehir merkezine metroya binecegiz, ama bir iki aksilik oldu binmeyi planladiimiz vakitte binemedik on on bes dk geciktik, daha biz binemeden inanilmaz bir ses duyduk! Meger londra metrosunu patlatmislar!! Tam da gittigim sirada! Hemen bizi sarayin onunde bir park vardi oraya topladilar, en guvenli yer orasiydi sanirim, Londra da yuzumuzu kara cikartmadi tabi yagmuru bastirdi siriksiklam da olduk. Bu arada annem aradi, Tv8 de calisiyodu o zamanlar duymus hemen t tabi patlama oldgunu ama beni londra disinda saniyor ya rahat rahat konusuyor, hatta bilmiyorum zannediyor. “nerdesiniz Burcu?”,”sehir merkezinde sarayin onundeyiz annecim”, “ne isiniz var orda?!?” odu koptu tabi ama neyse ki hasarsiz bir sekilde atlatmistik bu olayi. Bu patlama oykusunun de etkisi olabilir dokuz senedir tekrar londraya gidemeyisimde!

544840_498231653603324_370030411_n

Not: Cambridge nehrinde de kanoya binmiştik, mutlaka deneyin!

Onun da fotoğrafını ekledim:)

Londradan sonra ikinci şehrimiz Zagreb olsun .

 

ZAGREB-HIRVATİSTAN

Emsa sayesinde ZIMS 2011 icin gitmistik Zagrebe iki sene once kasim ayinda. Bilmeyenler icin Zims zagreb international medical summit demek, hem tip ogrencileri icin hem de genc doktorlar icin yapilan bi organizasyon, bizim tip ogrenci kongrelerine benziyor icerik olarak, katilimcilar hem sunum yapmak icin hem de sadece dinleyici olarak katilabilirler. Neyse zims 4 gun surecekti ama biz dedik ki bir daha ne zaman gelecegiz en iyisi sekiz gun kalalim! Sen misin bunu diyen, Allahim o sekiz gun gecmek bilmedi! Zagreb kucucuk sehir, bir gun iki gun ucuncu gun yapacak bir sey bulamadik. Durun en bastan anlatayim, biz uc arkadas gittik, organizasyon komitesinin onerdigi bir hostelde kaldik, funk lounge hostel! Zagrebin benim acimdan tek iyi yani buydu. Gercekten simdiye kadar kaldigim hostel ve hosteller arasinda en begendigim hostel burasidir, Giray’la hala arada sirada o hosteli hatirliyor musun ya ne guzeldi filan diye konusuruz. 1150914_498231643603325_554406145_nNeyse dedigim gibi eger yolunuz duserse tavsiye ederim gozum kapali. Hele ki o hostelin oralarda bir yerlerde bir restorant var orda da bir kremali mantar corbasi var, o corbanin baharatini da aldik eve donerken ama yine de o tadi tutturamadik ne yazik ki 🙁 derken zims basladi, cok keyifli bir organizasyondu benim acimdan, hem bilimsel hem sosyal anlamda doyurucu bir program vardi, organizasyon komitesi sagolsun. Yine basimdan gecen ufak bir aniyi anlatayim, beni taniyanlara sorarsaniz unutkanligimin yaninda soyleyecekleri ikinci sey etcilligimdir, fakat gelin gorun ki avrupanin dort bir yaninda kullanilan domuz urunlerini tuketmiyorum. Zimste de yemekte domuz eti cikiyordu hep, ben de aclikla bogusuyordum, bir gun yine acliktan öluyorum yemekte lazanya cikti. Dedim danadir bu! (Plitvice Lakes National Park)

1149046_498231720269984_1681748025_n1098079_498231656936657_884080732_n

Neden bimiyorum, kıyma domuz olamaz diye bir yargı oluşmuş kafamda. Birinci tabagi aldim bir guzel yedim, bi yandan da butun zagreb boyunca domuz eti yiyen arkadaslarimi elestiriyor ve uyariyorum. Neyse bir bitince ikinci tabagi da aldim bu sefer sadece kiymasini yedim, nasil istahla nasil severek yiyorum. Bu arada bir arkadasim geldi ve dedi ki “burcu napiyosun o domuz eti!!” o anki şokumu anlatamam! O gunden beri canim arkadaslarim dalga gecerler benimle 🙁 iyisi mi biz domuz etini unutalim zagreble devam edelim, zagreb bir ufak meydani olan tramvay yoluyla “old town” ve “new town” olarak ikiye bolunmus bir sehir. Kesinlikle gezilip gorulmesi gereken bir yer. Hele o meydani aksamlari o kadar tatli oluyor ki isiklarla filan huzurlu olarak tanimlayabiliriz. Avrupa’da sehri eski ve yeni olarak ayirmak gibi bir durum var ve bu bence inanilmaz mantikli! Adamlar eskiye saygi duyup restore ediyorlar, ama yeni ve modernden de geri kalmiyorlar. Biz ne yapiyoruz iyice eskiyip yikilmasini bekliyoruz, bazen de beklemeden yikip yerine kocaman kocaman binalar dikiyoruz, sonra nolduk? Modern! Peh!993682_498231803603309_1046040586_n (1)
Neyse evet zagreb cok guzel ama sekiz gunluk degil kesinlikle! Ben de bu durumdan sikildim tabi ve belli ki dedim ki neden basimiza bir sey gelmesin? Cantami kaybettim, icinde pasaportum kimligim ve her seyimle beraber. Zagreb’de de gece saat on birden sonra kimliksiz dolasmak yasak ne kimligi benim pasaportum cantam hicbir seyim yok. Her yere baktik gittigimiz gectigimiz, yok bulamadik. Hostele korka korka donduk yolda polis yakalarsa diye. Sonucta bambaska bi ulkedesiniz, polisi nasil davranir ne yapar bilmiyorsunuz, o ulkenin anadilini bilmiyorsunuz, gercekten zordu. Neyse ertesi gun kalktik konsolosluga gidicez ama bir turist olarak pasaportsuz gezmem de iyi bir sey degil, yine polis yakalarsa ne yapacak bilmiyoruz, gittik konsolosluga ifade verdim dediler gecici bir belge verebilmemiz icin fotograf lazim, dedik mecbur gidip cektiricez, konsolosluktaki adam da dedi sakin polislere yakalanmayin gozaltina alabilirler, zaten korkmustum daha da beter oldu durum, binanin kapisindaki polisleri atlatana kadar akla karayo secip gittik cektirdik fotografimi geldik. O arada arkadaslarim gittiler onceki gun gittigimiz bir cafeye ve cantami buldular!Son olarak da bir şehri ne almadan asla terk edemezsiniz? Evet cevapları alayım? Bildiniz hediyelik eşya!20071008hr36Biz de hediyelik eşya avına çıkmıştık ki meydanda köşedeki bir dükkana girdik,hatırladığım kadarıyla da her şey çok pahalıydı. İçerde tartışıyoruz işte buanneme bu özleme olsun filan diye dükkan sahibi ingilizce sordu siz Türk müsünüz, diye. İçimden geçti bir an bu kadar mı belli oluyor diye. Nasıl anladınız?, dedik. Biz burda “ezel”, “asi” dizilerini izliyoruz, oradan tanıdım dilinizi demez mi. Bir anda Türkler olarak Avrupa’ya hakimmişiz, büyük bir şey başarmışız gibi hissettim, koltuklarım kabardı.Halbuki dandirik dizilerimizi Avrupa’ya pazarlamışız da nolmuş, yıllardır Brezilya dizileri izliyoruz,ama dünyada bir hakimiyetini göremedik!

 

Simdilik bu kadar yeter bir sonraki yazimda twinning projesi icin leiden-hollanda ya gidisimi ve ncm icin romanyaya gidisimi anlatacagim. Beni takip edin ki kendimi bir sey zannedip sevineyim.

Kezban Burcu Avanoğlu

EMSA – Yeditepe Lokal Koordinatör -2


next page

Twinning 2015 (Almanya) – Damla’nın kaleminden

Sevgili Emsai Okurlar, Eminim birçoğunuz bu yazıyı okumaya başladığında giriş...
article post

Let’s Get It Started !

Herkese merhaba ! EMSA Yeditepe olarak yepyeni bir döneme yepyeni üyelerimizle...
article post

Neden EMSA? Cunku iyiki dogdum :)

Dün(18.11.2014) EMSA-Yeditepe’nin tanışma yemeği vardı. Ben birazcık geç...
article post
thumbnail article post
thumbnail AMEE 2014 programı açıklandı! article post

EMSA -Yeditepe 2013/2014 Seçimleri

      Herkese merhaba:) Bize kısa geldiğini hissettiğimiz 3 aylık yaz...
article post

TCE 2013- Memorabilia from Goran Stevanovski

  Only those who never attended an international event before don’t know the...
article post

Dunya Kazan Burcu Kepce – Londra ve Zagreb

Sevgili Emsai okurlarim, Boyle bir yazi dizisine basladigim icin cok mutluyum,...
article post